YERKÜRE Koleksiyonu
Yerkürenin muhteşem dokusunu, ve olağanüstü renklerini göstermek istediğim bu koleksiyonda deneysel çalışmalarımdan farklı örneklere yer verdim.
Dağlarından nehirlere, denizlerden kıyılara doğru farklı farklı güzellikleri çağrıştıran tüm bu parçalar sizin anlamlandıracağınız hayal gücünüze sesleniyor.
Büyük parlamadan sonra toz ve gaz bulutu olan mavi gezegenimiz bu muhteşem şekle gelmeden bu renklere bürünmeden önce nice dönemlerden geçmiş ve milyarlarca yıl değişime uğramış...
Bu muhteşem değişimin örneklerinden ilham alarak oluşturduğum ‘Yeryüzü Koleksiyonu’ her dönem eklenecek yeni formlarla büyümeye devam edecek.
Mucizelere ev sahipliği yapan yeryüzünün güzelliklerini anlatan bu koleksiyondan bir parçayı bedeninizde taşırken sizlerin de yeryüzünün en güzel anlarına şahitlik etmenizi dilerim.
Sevgiyle…

KELT Koleksiyonu
Son dönem dizilerinde karşımıza sıkça çıkan bir simge ‘Triquetra’. Keltlerin üçlü düğüm olarak kullandıkları ve açık kaynaklarda net bir bilgiye erişemediğimiz bu şeklin anlamını çok farklı şekillerde yorumlamak mümkün aslında.
Netflix’te yayınlanan Dark dizisinde Baran bo Odar ve Jantje Friese bize bu simgeye yükledikleri anlamlarla varoluşu ve zaman kavramlarını sorgulatıyor.Sürekliliği ve bağlantılılık altında değişmeyen eşdeğerlik ilişkisini çok net gördüğümüz bu simge ile üç farklı zamanı geçmiş, şimdi ve geleceği varoluş kavramıyla bize sorgulattığı için hiç de tesadüf eseri seçilmiş gibi görünmüyor.
Aklımızdan çıkmayan, Dark dizisiyle ve kelt simgesiyle birleştirdiğimiz, zümrüt tabletlerde geçen Hermes’den bir söz: “sig mundus creatus est” ( ve dünya böyle yaratıldı).

DÜŞ KAPANLARI Koleksiyonu
Düş Kapanı, insanları kötü düşüncelerden uzaklaştırarak, onların iyi düşünceler ile dolmasını sağlayan rüyalarını güzelleştiren bir Kızılderili inanışıdır.
Yaşamın içinde bazen en derin arzularımızı yaşarken rüyadaymışız gibi hisseder ve o an hiç bitmesin isteriz. Ama bazen de zor bir mücadele içindeyken, başa çıkamadığımızı hissettiğimiz anlarda kabustaymışız gibi hissederiz.
İşte bu anlarda ‘Düş Kapanları’ bize her şeyin yoluna gireceğini, her karmaşanın içinde bir çıkış yolu olduğunu ve bu yolun güzel düşüncelerle her zaman iyiye varacağını anlatır.

HİPNOZ Koleksiyonu
Hipnoz olayını ilk kez Japon çizgi filmlerinde gördüğümü ve çok etkilendiğimi hatırlıyorum.Elinde kolye sallayan bir terapist, gözleri siyah beyaz spiral halkalara dönüşen bir çocuk…
Çocuğun hareketlerini içimde büyük bir merak duygusuyla izlemiş ama çok da anlam verememiştim.Bu çizgi film ile hayal dünyamın kapısından içeri, merakımı bugün bile hâla cezbeden yepyeni bir olay girmişti;‘Hipnoz’.Üniversite yıllarımda da sözcüklerimizin aslında ne derin anlamlara sahip olduğunu ve yaşamda kendimizi sözler ve düşüncelerle etkileyebileceğimizi, istediğimiz zaman bu söz ve düşünceleri değiştirip iyileştirebileceğimiz fikri ile tanıştım.
Sevgili Richard Bach’ın, ‘Hipnozcu’ kitabı ile…Richard Bach tıpkı ‘Martı’ kitabında olduğu gibi heyacan verici yeni bir bakış açısı verdi. Sözcüklerimizin muhteşem bir etki gücüne sahip olduğunu söylüyor, telkin gücüyle kendimizi hipnoz edebileceğimizden bahsediyor ve yaşamımızda ne istiyorsak sözcüklerden oluşan bir harita çıkarmamız gerektiğini öğütlüyordu.. Öğüdüne uydum ve kitabıyla tanıştığım zamandan bu zamana kadar her yıl yaşamımda olmasını istediğim şeyleri ve olmak istediğim halleri mutlaka ajandamın ilk sayfasına yazarak ve buna inanarak yeni yıla başladım. Öğüdüne uymakla kalmayıp bir de koleksiyon oluşturdum; ‘Hipnoz Koleksiyonu’nu Şimdi görüyorum ki bu fikir çoğu kişisel gelişim ve psikoloji kitaplarında artık var. Hepimiz biliyoruz ki neye inanırsak onu söyler, ne söylersek yaşamda onu buluruz.O halde kendimizi güzel sözler ve düşüncelerle motive etmeye devam edelim. Adına bu kez 'Hipnoz' diyelim.

MAVİ KUYU Koleksiyonu
Herkesin bir kuyusu vardır; içinde bildiklerini biriktirdiklerini sakladığı…Clarissa P. Estes, Kurtlarla Koşan Kadınlar Kitabındaki ‘la llorona’ masalını çözümlerken kadının ruhunu bir nehre benzetiyor ve yaşamın beslenmesi için nasıl ki nehrin akması gerekir, kadının da yaratıcı olması için özgür olması gerektiğini söylüyor.
Bana göre de ‘Özgür Kadın’ bilir ve biriktirir, güzellikleri, düşleri, umutları ve yarattıklarını büyüterek çoğaltır, yayar dünyanın dört bir tarafına.Kadın ruhunun yaratıcılığını simgeleyen mavi ve gizemli derinliğini ifade eden kuyu atölyemde bu masallardan ilham alarak hayat buldu.

BURCUNUZUN YILDIZLARI Koleksiyonu
Doğduğumuz an gökyüzünde yıldızlar özel bir
konum alır.
O an evren ve evrendeki tüm gezegenler
sadece o kişi için var olmaya ve yıldızlar onun
için parlamaya başlar.
Doğduğumuz an, bu gerçeklikle karşılaşır ve
anlamak için bir ömür yaşarız.
Herkes için eşsiz olan bu anı simgeleyen
yıldızlardan ilham alarak
özel bir koleksiyon hazırladım.
Yıldızların yaşam boyu ışık tutup yol
göstermesi dileğiyle.

GÜNEŞ SAATLERİ Koleksiyonu
Bu koleksiyon, antik güneş saatlerinden ilhamla tasarlandı. Merkezden dışa yayılan çizgiler zamanı değil; onunla kurduğumuz duygusal bağı temsil ediyor. Güneş ışınlarını andıran bu çizgiler, zamanı ölçmekten çok hissetmeye davet ediyor. Yüzeyde belirgin bir desen yok; yalnızca kendiliğinden oluşmuş, organik bir yapı var. Çünkü bu koleksiyon, net sınırlarla değil, iz bırakan anlarla ilgili.
Zaman akar, ama bazı anlar uzar, parlar ve belleğimizde kalır. Mutlu anlar, zamanın anlamını değiştirir; içimizde bir ışık bırakır.
“Güneş Saatleri”, işte bu hissi taşır.
Zamanın izafiliğini ve hissetmenin gücünü hatırlatır.
Ve her parça şu mesajı taşır:
Zaman; hissetmek, anı yaşamak ve hatırlamak içindir.
Ve zamanla… sen hep ışılda.

DÖRT YAPRAKLI İNCİ Koleksiyonu
Renkli Dünyaların Doğal Formu, doğadan ilhamla şekillenmiş çiçeksi yapısıyla zarafet ve dengeyi bir arada sunar.
Merkezde yer alan inci tanesi, doğallığın, zamanla oluşan güzelliğin ve içsel bütünlüğün simgesi olarak kabul edilir.
Yaprak formundaki yüzey, mineyle renklendirilmiş canlı bir ton taşır.
Her bir parça, kendi içinde özgün bir doğa kesitini yansıtır -
tek ve biricik.

KOZALAKLAR Koleksiyonu
Çocukken ormanda bulduğum kozalakların içlerindeki tohumları çıkarır, kurutup renklendirerek saklardım. Onlar benim için sadece bir doğa nesnesi değil; yaşamı saklayan, koruyan, zamanla açılan birer küçük hazineydi.
Yıllar sonra, sakladığım bu parçaları yeniden gün yüzüne çıkardım. Onları metale dönüştürdüm — ve bu şekilde, saklı olan gerçek hazineyi ortaya çıkarma fırsatı buldum.
Her bir kozalak, doğanın zarafetini ve içsel gücünü yansıtan bir tasarıma dönüştü. Bu koleksiyonda kullanılan tüm kalıplar, yalnızca nadir bulunan günlük ağaçlarının kozalaklarından elde edilmiştir.
Bu koleksiyon da tam olarak bunu anlatıyor:
İçimizde taşıdığımız potansiyeli, doğru zamanda dünyayla paylaşma cesaretini...
Doğaya, dönüşüme ve içsel güce bir saygı duruşu.

PUL Koleksiyonu
Antik paralardan esinlenerek tasarlanan bukoleksiyon, bolluk ve bereketin zamansız birsembolüdür. Bu sade ama anlam yüklü gelenek, bugününestetik anlayışıyla yeniden yorumlandı.Dairesel form ve yüzeydeki hafif doku,geçmişin izini taşırken taşıyana içsel birzenginlik hissi sunar. Gösterişten uzak ama derinlikli… Her parça, kadının biriktirdiklerini,emeğini ve niyetini kendine ait bir zarafetletaşıyabilmesi için tasarlandı.Bolluk bereket olsun...

COSMOS Koleksiyonu
Bu koleksiyon, evrenin derinliklerinde yer alan ve bir gözü andıran Helix Nebulası’ndan
micro cosmos ve macro cosmosun aynılığından ilhamla tasarlandı.
Bizim gözlerimiz de bambaşka evrenlere açılan kapılardır belki de..
Belki de içimizde evrenin sonsuzluğuna giden bir yol vardır. Görmek ve görünmekle açılan.
Tüm dünyada bambaşka anlamlarla taşınan ‘göz’ teması bu tasarımla Cosmos Eye olarak yeniden hayat buldu. Evrenin sana şevkatle bakan gözü, sadece kötülüğü kovmak için değil; bilgelikle görmek, anlamak ve yön bulmak için var.
Bu evrenin bir parçasısın.
Her an görünüyor ve korunuyorsun.

BİR DAMLA DENİZ Koleksiyonu
“Bir Damla Deniz”
Gökyüzünden denize bakan bir pencere, ve bir damla
denizlerden kumsallara vuran...
Denizden gelen derinliğin ve sudaki tüm hatıraların yansıması..
Sonsuz mavilikten bir damla,
şimdi seninle yeni bir hikâyeye akıyor.

JAPON ŞEMSİYELERİ Koleksiyonu
Bu koleksiyon, Japon şemsiyelerinin zarif ve
simetrik formundan ilhamla tasarlandı.
Merkezden dışa uzanan çizgiler, yapının dengeli
doğasını ortaya koyarken yüzeyde ritmik bir
derinlik hissi yaratır.
Bu sade ama güçlü form dili, Japon estetik
anlayışında yer alan denge, tekrar, sadelik ve
ölçülülük kavramlarını yansıtır.
Mine tekniğiyle renklendirilmiş yüzeylerde farklı
tonlar bir araya gelir.
Bu geçişler yüzeye katmanlı bir etki
kazandırırken, iç bükey yapı sayesinde ışıkla
birlikte yüzey canlılık kazanır — neredeyse nefes
alır gibi.
Bu koleksiyon, taşıyan kişiyi görsel sadelik
aracılığıyla içsel bir çağrıyla buluşturuyor:
Sadeleş. Odaklan. Merkezine dön.

DÖNÜŞÜM Koleksiyonu
Benim korkum başka…
Geri dönmekten,
Yeniye başlamaktan,
Çok iyi olamamaktan korkuyorum.
Ama korkusuz olmaz kahramanlar.
Küçük bir adım atıp adına “cesaret” diyorum.
Hepimiz kendi yaşamımızın kahramanıyız.
Geldiğimiz yer, daima kendi yolumuz.
Bulduğumuz, her zaman kendimiz oluruz.
Kimi zaman bir balina karnı, kimi zaman bir mağara,
Bazen de anne karnıdır burası…
Kaçarız, saklanırız, sonra yeniden doğarız.
Muhteşem bir iter bizi: yaşam gücü.
Ve döneriz...
Dünyayla birlikte kendimize.
Çünkü her dönüş, bir dönüşümdür.
Dönüşmeye cesareti olanlara ithafen.
Mevlana’dan ilhamla...

